Dolaşım Sistemi

Dolaşım Sistemi (Kardiyovasküler sistem)

Beden sistemleri arasında yapacağımız yolculuğa, tüm beden sistemlerini birleştiren ve etkileyen, kan dolaşımı sistemi ile başlıyoruz. Sistemi incelediğimizde, onun bir taşıma sistemi olduğunu görürüz. Bu bölümde, taşınan madde(kan) ile değil, kalbin ve kan damarlarının işlevleri ve sağlığı ile ilgileneceğiz.

Bedenimizi oluşturan organların tümünün kusursuz bütünlüğünü sürdürebilmesi, ancak dolaşım sisteminin tümünün uyumlu bir canlılıkla çalışabilmesine bağlıdır. Dolaşım sisteminin güçsüz veya tam çalışamıyor olması, öteki organları ve dokuları olumsuz etkiler. Kan sağlıklı olduğu halde, organların bu kanla gereğince beslenememesi, organik sorunlar oluşmasına yol açar. Ayrıca, organizmadaki kimyasal etkileşimler sırasında oluşan zararlı maddelerin tam anlamıyla dışkılanamaması durumunda, beden dokuları hızla zarar görmeye başlar. Bu durumda, ağırlık noktası herhangi bir organ olan tüm hastalıkların, ya o organın kanla gereğince beslenememesinden veya zararlı maddelerin dolaşım sistemi tarafından gereğince dışkılanamamasından kaynaklanabileceği düşünülebilir. Bedeni bir bütün olarak gördüğümüzde ise, tüm organların ve beden sistemlerinin birbirleriyle bağlantılı olduklarını ve birbirlerini etkilediklerini görürüz. Bedeni bir bütün haline getiren tüm organların, bu bütünlüğün oluşmasındaki katkısını gözlemlemek gerekir. Örnek olarak, kalp damarlarının pek çok hastalıkta rolü olabilir ve tedavi sırasında bu olasılık da göz önünde bulundurulmalıdır.

Çağımızın hızlı yaşam biçimi nedeniyle kan damarlarımıza ve kalbimize gereken özeni göstermememizden ötürü, öncelikle dolaşım sistemimiz, genellikle yaşamsal boyutlardaki hastalıklara açık hale gelmiştir. Dolaşım sistemi aksaklıklarına karşı önlem almak ise oldukça basittir ve doğal olarak bu önlemlere de değineceğiz. Ama eğer kalp artık açıkça bir tehlike altına girmişse, çok dikkatli olmak gerekir. Gerçi kalp yetmezliği veya daha başka işlevsel kalp rahatsızlıkları durumunda kullanılabilecek pek çok şifalı bitki vardır, ama bu konu ile ilgili her tür tedavinin yalnızca uzman hekimlerin denetiminde gerçekleştirilmesi gereği kesinlikle göz ardı edilmemelidir!

Dolaşım sistemi hastalıklarına karşı önlemler

Hastalıklara karşı önlem almak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır. Önlem almak, bedensel, zihinsel ve ruhsal rahatlığı sağlamaya çalışmaktır. Hastalık hali ise, aşırı güçsüzlükler nedeniyle bedenin belirtiler vermeye başlamasıdır. Bu belirtilerin oluşması bazen yıllarca sürebilir, çünkü bedenimiz, hemen teslim olmadan, uzun süre savaşabilecek güce sahiptir. Genellikle yavaş, ama süreklilik gösteren bir kötüye gidiştir bu! Kendimizi geçen yılki gibi güçlü ve zinde bulmayız, sağlık durumumuz gerektiğince iyi değildir artık. Bu durum zamanla bir hastalık haline dönüşmeye başlar, ama biz durumumuzu ancak belirtiler açıkça ortaya çıktığında fark ederiz. Burada, kalp ve damar sistemi ile ilgili ayrıntılara değineceğiz. Bu ayrıntılar yalnızca adı geçen sistemlerle ilgili sorunları olanları ilgilendirmiyor. Onlar, yaşamları boyunca bu tür rahatsızlıklardan uzak kalmak isteyen her sağlıklı kişi için de geçerli. Konuyla ilgili dört etken göz önünde bulundurulmalıdır

Hareketlilik

Kullanılması, arada bir de olsa, elden geldiğince zorlanması, sistem için yaşamsal öneme sahiptir. Kalbin ve damar sisteminin gerçekten zorlandığının anlaşılabilmesi, ancak, kalp atışımızın hızlanmasına ve soluk soluğa kalmamıza neden olabilecek kadar yoğun bedensel hareketleri yapmakla mümkün olabilir. Ama bu yöntem, her gün soluksuz kalana kadar koşuşturmamız gerektiği biçiminde algılanılmamalıdır. Doğrusu, rahatlatıcı ve eğlendirici olabilen, belirli bir günlük disiplinle sürdürülen beden hareketleridir. Önemli olan, beden hareketleri de dahil olmak üzere, günlük yaşamın her alanında ölçüyü aşmamaktır.

Beslenme

Dolaşım sisteminin sağlığı, tüm besin maddelerinin içinde öncelikle yağ tüketiminin miktarına bağlıdır ve pek çoğumuz gereğinden fazla yağ tüketiriz. Son yıllarda, öncelikle hayvansal yağların kandaki kolesterol düzeyinin artmasında başlıca etken olduğu ve bu gelişmenin çeşitli dolaşım sistemi hastalıklarına yol açtığı savunuldu. Genel anlamda, hayvansal yağ tüketiminden vazgeçilerek, bitkisel yağ tüketimine geçişin yararları vurgulandı. Ama yapılan son araştırmaların sonuçlarına göre, konu bu kadar basit değil. Pek çok bulgu, bitkisel yağların da kolesterolü arttırıcı etki içerdiğini gösteriyor. Bu durumda seçilebilecek tek güvenli yol, her tür yağın tüketimini kısıtlamaktır. Bunun anlamı öncelikle, görünen yağlardan kaçınmak (et, tereyağı, sıvı yağlar) ve ayrıca, yağ tüketiminde önemli yer tutan, görünmeyen yağlardan da uzak durmaya çalışmaktır (süt, peynir, süt ürünleri, mayonez, pasta ve kurabiye). Bu tür gıdaların yerine, bolca taze sebze ve meyve, kepekli tahıl ürünleri ve baklagiller (fasulye, bezelye, nohut) tüketilmelidir. Özellikle baklagillerin ve yulafın kandaki kolesterol düzeyinin azalmasına yardımcı olabilecekleri ise unutulmamalıdır.

Tütün ve alkol

Sağlığına özen gösteren, öncelikle kalp ve damar sisteminin sağlığı ile yakından ilgilenen herkesin sigarayı bırakması ve alkol tüketimini kabul edilebilir düzeye indirmesi gerekir.

Stres

Günümüzün hızlı yaşam biçiminden kaynaklanan stres, başta kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları ve sinir sistemi rahatsızlıkları olmak üzere, pek çok hastalığa yol açmaktadır. Stres görece bir kavramdır, yani etkileri kişiliklere göre değişebilir. Ama stres etkilerini araştırmak yerine, kişilerin günlük yaşamda stresle nasıl başa çıkabildiklerinin araştırılması herhalde daha doğru olurdu. Stres etkilerinden ve duygusal rahatsızlıklardan korunarak, yaşamımızla ve sağlığımızla ilgili sorumluluklar yüklenebilmemiz için, çağımızın bize sunduğu çeşitli olanaklardan yararlanmayı öğrenmemiz gerekir. Stresten kaynaklanan rahatsızlıklara ve gerginliklere karşı şifalı bitkilerden de yararlanabiliriz. Ama çok daha doğru ve gerçekçi sayılabilecek yaklaşım, bu rahatsızlıklara yol açan nedenleri kendimizde aramak ve değiştirmeye çalışmaktır. Böylesi bir arayışa ve değişikliğe yönelmek için bilinç ve bazen de cesaret gerekir.

Dolaşım Sistemi ve Şifalı Bitkiler

Tüm bedensel sistemler için olduğu gibi, dolaşım sistemi için gerekli olan şifalı bitkilerin sayısının da sınırlı tutulmasına kesinlikle özen gösterilmelidir.

Beden, birbirini tamamlayan sistemlerin oluşturduğu bir bütündür ve şifalı bitkilerle tedavi bilimi (fitoterapi) de bu gerçeği savunur. Herhangi bir sistemde ortaya çıkan bir problem, bir başka sistemin sağlıksızlığından veya yetersizliğinden kaynaklanabilir. Aynı biçimde, her bir şifalı bitki de, herhangi bir sistemin tedavisinde olumlu etki yapabilir. Ama, fitoterapi temel kurallarının, sıradan insanın sınırlı kavrama yeteneğince algılanabilmesini sağlamak için, bu sistemde doğrudan etkili olabilecek bitkilerin saptanması doğru olur. İçinden çıkılması zor bitki karışımları ile olası yanlışlıklara yol açmamak için, hangi bitkinin doğrudan kalbi, hangi bitkinin doğrudan damar sistemini etkileyebileceğinin bilinmesi gerekir.

Kalp güçlendirici bitkiler

Alıç: Etkinliği ve zararsızlığı pek çok ülkenin sağlık bakanlığınca onaylanmış olan ender bitkilerdendir. Kalp, damar sistemi ve beyinde geliştirdiği olumlu etkiler ancak 2-3 haftalık bir kullanımdan sonra görülmeye başlar ve artarak sürer. Hiçbir yan etkisi yoktur, alışkanlık yapmaz, sürekli kullanımında hiçbir sakınca yoktur.

Dolaşımı sağlayan damarları genişleterek, daha fazla kan ve oksijenle beslenen kalp kaslarının güçlenmesini sağlar ve yüksek kan basıncını dengeler. Ayrıca, kan dolaşımındaki bu olumlu gelişmeden beyin de yararlanır ve bellek güçlenir. Miyokart enfarktüsü sonrasında, angina pectoris’te, yavaş kalp atımında ve genel anlamda kalp güçlendirici olarak kullanılmalıdır.

Ökseotu: Kalp kaslarını güçlendirir, damar sertliğine karşı kullanılabilir, yüksek ve alçak kan basıncını dengeleyebilir, bağışıklık ve savunma sistemlerini güçlendirdiği varsayılır. Ağır enfeksiyon hastalıklarından sonraki kalp kasları zafiyetinde başarıyla kullanılabilir.

Biberiye: Kalp koroner toplardamarlarının daha fazla kan taşıyabilmelerini sağlayabilir. Dolaşım bozukluklarında bitki banyoları yararlı olabilir.

Kediotu kökü: Stres veya sinirsel kökenli tüm kalp ve dolaşım aksaklıklarında başarıyla kullanılabilir.

Aslankuyruğu: Kalbi güçlendirir, özellikle yatar durumda oluşan şiddetli kalp çarpıntılarını normalleştirir. Sinirsel kökenli kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir.

Oğulotu(Melisa): Sinirsel kökenli kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir.

Nane-Mayıs papatyası: Eşit oranda karıştırılarak, kalp çarpıntılarına karşı denenebilir.

Soğan: Kalp kaslarını güçlendirir.

İnci çiçeği: Sinirsel kökenli kalp düzensizliklerinde, özellikle kalp atışının yavaşlığında ve kalp kaslarının güçsüzlüğünden kaynaklanan ödemlerde kullanılmalıdır.

İnci çiçeği’nin kalp üzerindeki etkisi, yüksükotu (Digitalis purpurea) etkisine eşdeğerdir. Ama yüksükotu’nun tehlikeli zehirliliğine karşın, inci çiçeğinde, sağlık sorunu oluşturabilecek oranda zehirlilik yoktur, ayrıca, etken maddeleri organizmada birikim yapmaz ve kısa sürede dışkılanır. Bitkinin etken maddeleri kalp glikozitlerinden oluşur: Convallatoxin, Convallatoxol, Convallamarin, Convallasid ve Convallatoxolosid (tüm bu adların kökeni, bitkinin Latince adı Convallaria majalis’dir). Bu kadar çeşitli biyokimyasal arasında, kalbi doğrudan etkileyen ana etken madde sayısı ikiyi geçmez ve en önemlisi ise Convallatoxindir. Bir farmakolog için bunun anlamı, öteki maddelerin önemsiz olduklarıdır. Ama bu saptama kesinlikle doğru olmayacaktır, çünkü, ikincil etken maddelerin, ana etken madde Convallatoxin’in çözünme yeteneğini 500(beşyüz) misli arttırdığı saptanmıştır. Bu nedenle, bitki drogunun ve tentürünün en küçük dozajları bile tedavide etkili olabilmektedir. Ayrıca, bu etken maddeler bileşiminin olumlu etkisinin, hızla etki yapıp kısa sürede okside olarak dışkılanan Convallatoxin’e oranla daha uzun süreli olduğu da saptanmıştır. Doğrudan etki yapmayan ikincil maddeler, zamanla, organizma tarafından etken bir bileşime dönüştürülebilmektedir. İnci çiçeği, şifalı bitkilerin sinerjik etkileri (bir sonucun sağlanmasında birkaç görevin işbirliği) bakımından çok önemli bir örnektir.

Şifalı bitkilerle ilgili tüm bu analizler ve biyokimyasal araştırmalar bize, çeşitli maddelerden oluşan bir bileşimin, içeriğindeki en etken maddeden çok daha etkili olduğunu göstermektedir. Şifalı bitkilerin içerdiği tüm maddelerin birbirini etkilemesi sonucunda tedavi edici bir etki oluştuğuna göre, bitkilerin bu gücünü yalnızca bazı maddelerin kimyasal yapısında aramamamız gerekir. Burada, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerin, çağdaş bilim tarafından da onaylanması gerektiğini görüyoruz.

Kan dolaşımına yararlı şifalı bitkiler

Kalbi güçlendirici bitkiler olduğu gibi, kan dolaşımını güçlendiren ve dengeleyen bitkiler de vardır. Bu bitkilerin önde gelenleri sırasıyla: Ökseotu, sarmısak, alıç, hindiba, civanperçemi, atkestanesi, ıhlamur, kediotu kökü, biberiye, paprika, zencefil.

Görüldüğü gibi bu bitkilerin bazıları kalbi güçlendirmede de kullanılan bitkilerdir. Ama ayrıca, damarları genişletici, yüzeysel kan dolaşımını uyarıcı ve idrar arttırıcı bitkilerin de kullanılması gerekir. Bu çeşitliliğin nedeni, bedenin sınırlı bir bölgesindeki rahatsızlığın, beden bütünlüğü içindeki öteki sistemlerde oluşan bir dizi aksaklıklardan kaynaklanıyor olabileceği kuramına bağlıdır.

KALP SAĞLIĞI VE BESLENME

Meyveler

Kalp hastaları (ve bu arada herkes) bol vitamin ve mineral içeren meyvelerden günde en az bir tane yemelidirler.

Elma tartışmasız en iyisidir.

Lifli Yiyecekler

Buğday, mısır, makarna, pirinç, hububat. Bu besinler midede kabarıp tokluk hissi verdiklerinden daha az yemek yenilip kalbe fazla yüklenilmemiş olunur.

Balıklar

Lüfer, uskumru, alabalık, ton balığı, sardalye kalbimizi koruyan çok önemli besin kaynaklarıdır. Bu balıklarda bol protein ve az yağ bulunması en büyük avantajlarıdır.

Sebzeler

Şayet aşırı kilo ve kolesterolden uzaklaşmak istiyorsanız bol sebze tüketmelisiniz. Sebzelerde kalori azdır ve bağışıklık sistemini güçlendirerek insanı kalp hastalıkları, kanser gibi ölümcül hastalıklardan korurlar. Özellikle kereviz, havuç, turp, soğan, sarımsak ve yeşil yapraklı sebzeler mutlaka düzenli olarak tüketilmeleri gereken gıdalar arasında olmalıdır.

Baklagiller

Mercimek, bakla, soya fasulyesi, bezelye ve fasulye içerdikleri az yağ ile kandaki kolesterolü düşürürler. Belli aralıklarla mutlaka yenilmelidir.

Ayrıca

Bol protein, az yağ ve karbonhidrat içeren tavuk ve hindi eti de kalbe çok yararlıdır. (Yağsız sığır eti de aynı özelliklere sahiptir.)

Dikkat

· Aşırı tuz, aşırı yağ ve çikolata, kek, kurabiyede aşırıya kaçmak sakıncalıdır.

· Düzenli spor da ihmal edilmemelidir.

İdrar arttırıcı bitkiler (diuretika)

Kan dolaşımı bozukluklarında, sistemde oluşan sıvı birikimlerini dışkılayabilmesi için bedene yardım edilmesi kaçınılmazdır. Eğer kalp zayıfsa ve bu nedenle kanın böbreklerden geçmesini sağlayamıyorsa veya toplardamar sistemi (özellikle bacaklardaki) güçsüzse, bedenin bazı bölgelerinde sıvı birikimi (ödem) oluşur. Bu durumda, hindiba, inci çiçeği, civanperçemi, fasulye kabuğu etkilidir ve uygundur. Kan dolaşımı rahatsızlıklarında kullanılabilen bu bitkilerin içinde, konuya en uygun olanı hindibadır. Kalbin gücünü arttırmak için herhangi bir idrar arttırıcı drog kullanıldığında, potasyum dengesi bozulabilir ve kalp rahatsızlığı bu yüzden önemli boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle, tıbbi tedavilerde kullanılan idrar arttırıcıların yanı sıra potasyum da kullandırılır. Ama hindiba kullanımında bu tür sorunlar görülmez, çünkü hindiba zaten bol miktarda potasyum içerir.

Kalp yetmezliği

Tıp bilimi, kalp rahatsızlıklarını pek çok bölüme ayırmıştır, ama şifalı bitkilerle tedavide bu ayrıma gerek yoktur; çünkü biz burada, özellikle kalbi güçlendiren bitkilerle ilgileneceğiz. Kalbin güçlenebilmesi için, aşağıdaki bitki karışımının uzun süre kullanılması gerekir:

Alıç 2 ölçek, arslankuyruğu 2 ölçek, inci çiçeği 1 ölçek

1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki karışımı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, tatlandırılmadan içilir. Aynı zamanda, potasyum alımına da özen gösterilmelidir; örneğin domates ve üzüm. Eğer bedende sıvı toplanması varsa, karışıma 1 ölçek hindiba eklemek gerekir. Gerginlik ve korku halleri görüldüğünde, bitki karışımı, 1 ölçek oğulotu ve 1 ölçek ıhlamurla zenginleştirilir. Bu karışımın çayı da günde 3 bardak içilir ve bu dozajın arttırılmasında sakınca yoktur. Eğer yine de gerginlik ve koru halleri sürüyorsa, ıhlamur yerine, 1 ölçek kediotu kökü eklenebilir.

Kalp çarpıntısı (Palpitasyon)

Kalp çarpıntıları, ille de bir organ bozukluğundan kaynaklanmaz. Menopoz, alerji, korku ve cinsel heyecanlar da kalp çarpıntısına yol açabilir. Öncelikle bu nedenlerle ilgili çözüm yolları aranması doğru olur. Ama bu çözüm yollarının yanı sıra, kalbe hiçbir biçimde zarar vermeden kalp atımını normalleştirebilecek çok etkili bazı şifalı bitkilerden yararlanılabilir. Bu bitkilerin başlıcaları: kediotu kökü, arslankuyruğu, ökseotu ve oğulotu.

Stres ve korkudan kaynaklanan kalp çarpıntısı (sinirsel taşikardi) sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Aşağıdaki bitki karışımı kısa sürede rahatlatacaktır:

Arslankuyruğu 2 ölçek, ökseotu 1 ölçek, kediotu kökü 1 ölçek

Bu çay günde 3 bardak veya daha fazla içilebilir. Eğer yüksek kan basıncı belirtileri veya kalp problemleri varsa, karışıma 2 ölçek alıç eklemek gerekecektir.

Angina pectoris

(göğüs anginası)

Göğüs, boyun, kol ve bazen sırta vurabilen, boğulma ve tıkanıklık duygusu ile ortaya çıkan angina pectoris, koroner kan akımındaki bozukluklarda ortaya çıkar. Kalbin kendisi için gerekli olan kan oranında azalma olduğunda, kalp dokuları için yaşamsal önem taşıyan oksijende de azalma başlar. Angina pectoris, organik bozuklukların dışında, genelde fiziksel zorlanmalardan veya duygusal stresten kaynaklanır. Bu rahatsızlık, uzun süreli bir program uygulanarak başarıyla tedavi edilebilir. Tedavinin hedefi, oksijen içerikli daha fazla kanın koroner damarlardan geçerek kalbe ulaşmasını sağlamaktır. İki aşamalı bir tedavidir bu. Başlangıçta, daha fazla kanın akışının sağlanabilmesi için koroner damarların genişlemesi hedef alınır, ikinci ve uzun süreli aşamada ise, öteki olası engeller ortadan kaldırılır. Disiplinli olarak uzun süre kullanıldığında, Alıç bu iki konuda da başarılı olabilir. Aşağıdaki bitki karışımı, olumlu etkiyi daha da arttıracaktır, çünkü damar duvarlarını kolesterol birikintilerinden temizler ve ilerideki olası birikintilerin oluşmasını önler.

Alıç 3 ölçek, aslankuyruğu 2 ölçek, ıhlamur 2 ölçek, inci çiçeği 1 ölçek

1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki karışımı, 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, tatlandırılmadan içilir. Ama, olası bir kalp krizi ağrısını bu çayla geçiştirmeye kalkışılmamalıdır! Eğer kan basıncı yüksekse, karışıma 1 ölçek de Ökseotu karıştırılmalıdır.

Angina pectoris tedavisi sırasında, kişinin tüm sağlık sorunları göz önünde bulundurulmalıdır. Sinir sisteminin durumu incelenmeli ve gerekli tedaviler uygulanmalıdır. Ayrıca, sindirim sisteminin de konu ile yakından ilişkisi olabilir. Kronik kabızlık kalbi ayrıca yoracağı için, öncelikle tedavi edilmesi gerekir.

Konunun başlangıcında değindiğimiz, olası önlemleri almak, özellikle beslenmede kontrol ve stresin bünyeye etkisinin tanımlanması çok önemlidir. Rahatsızlık kontrol altına alınana kadarki süre boyunca, ağır fiziksel zorlanmalardan kaçınılmalıdır. Aksi halde, şifalı bitki tedavisine karşın bir enfarktüs krizi hiç de küçük bir olasılık sayılmayabilir.

Yüksek kan basıncı (Hipertansiyon)

Toplumda yaygınlıkla görülen bir rahatsızlıktır. Gereğince tedavi edilmesi gereken pek çok değişik bedensel nedenlerden kaynaklanabilir. Ama hiçbir bedensel neden olmadan da oluşabilir. Biz burada, nedeni belirlenemeyen yüksek kan basıncı ile ilgileneceğiz.

Yüksek kan basıncının bu oldukça yaygın türünde de, türe özgü herhangi bir bulguya ulaşılamadığında, bu oluşumu başlatabilecek bazı etkenlerden söz edilebilir. Öncelikle, ana babanın armağanı olan kalıtımsal yatkınlığın araştırılması gerekir. Ama eğer gerekli önlemler alınmışsa, kalıtımsal yatkınlık da yüksek kan basıncına neden olmaktan çıkabilir. Bu rahatsızlığa yol açan başlıca etkenler, genelde stres ve korkudur. Ruhsal problemler, iş hayatının baskıları ve içinde yaşadığımız evrensel kaos bedende gerginlik, katılık ve kasılmalara neden olabilir ve sonuçta, yüksek kan basıncının oluşabileceği ortam hazırlanmış olur. Bu ruhsal durum sinir sistemini etkiler ve bu etki de kılcal damarların kasılmasına yol açarak, kalp atışını etkiler. Rahatlatıcı bedensel uygulamalar ve masajlar, bedeni gevşeterek, bu tür durumlarda yararlı olabilir.

Ayrıca, beslenme de iki ayrı biçimde etken olabilir. Besinler çok yağlı ve karbonhidrat yoğunluklu olduğunda, yağ kalıntıları, kan damarlarının duvarlarında birikintiler oluşturmaya başlar. Damar iç yüzeylerinin yağla kaplanmaya başlaması ile yüksek kan basıncının oluşmaya başlaması eşzamanlıdır. Bazı besinlere karşı alerjisi olanlarda da yüksek kan basıncı oluşabilir. Alerjilerin saptanması kolaydır, ama alerjilerin yüksek kan basıncı oluşumundaki katkılarının saptanabilmesi pek kolay değildir. Hafif ve gizli alerjiler varlıklarını genellikle yüksek kan basıncı ile belli ederler. Bu tür alerjilere en fazla yol açan besinler ise, süt ürünleridir. Bu alerjinin saptanabilmesi için, süt ürünlerinin tümü bir veya iki hafta kullanılmaz. Bu süre içinde oluşan değişiklikler gözlemlenir ve ürünlerin yeniden tüketilmeye başlanmasından sonraki kan basıncı ve öteki değişiklikler karşılaştırılarak sonuca ulaşılabilinir.

Kan basıncı, bedendeki çapraşık bir bütünlük tarafından dengelenir. Bu oluşumu, hidrolik sisteminin temel kurallarını anımsatarak açıklayabiliriz. Sistemde sıvı oranı artınca basınç yükselir. Sistemin kapsamı daraldığında veya pompalama gücü arttığında, basınç yine yükselir. Bu fiziksel oluşumlar, şifalı bitkilerin etkinlik biçimleri konusunda aydınlatıcı olabilir.

Pek çok şifalı bitki, kılcal damarların genişlemesini sağlayabilir ve böylece sistemin genel kapsamı da genişlemiş olur. Yine bazı bitkiler, dışkılanan sıvının arttırılabilmesi için böbrekleri uyarabilirler ve böylece sistemdeki sıvı azalır. Bazı bitkiler de kalbin çalışma hızını azaltırlar ve kanı damarlara pompalayan basınç böylece azalmış olur. Kullanılabilecek bitkiler: Alıç, ökseotu, sarmısak, hindiba, ıhlamur, civanperçemi.

Her tedavide olduğu gibi, burada da rahatsızlığın ayrıntılarına göre bitki karışımları uygulanabilir. Ama genelde, aşağıdaki karışım çok etkilidir:

Alıç 2 ölçek, ıhlamur 2 ölçek, civanperçemi 2 ölçek, ökseotu 1 ölçek.

Bu bitki çayı uzun bir süre boyunca günde 2-3 bardak içilir. Günde 2-3 diş sarmısak yiyerek, tedavi daha da etkili kılınabilir. Eğer beden çok gerginse veya stresten etkileniyorsa, baş ağrısı varsa, karışıma 1 ölçek kediotu kökü veya arslankuyruğu eklenebilir. Bu tedavi uzunca bir süre (4-8 hafta) uygulandığında, yüksek kan basıncı normalleşir. Önerilen bu karışımın hiçbir sakıncası yoktur. Kan basıncını yapay yollarla normalleştirme özellikleri de söz konusu değildir. Onlar yalnızca, sistemi doğal yollarla dengeleyerek, kan basıncını normal düzeye çekerler.

Alçak kan basıncı (Hipotansiyon)

Kan basıncının normal ölçülerin altına inmesi de, yüksek basınç kadar tehlikeli olabilir. Olası organik aksaklıkların dışında, bu duruma yol açabilecek başlıca nedenler genelde, aşırı yorgunluk ve bedensel güçsüzlük olarak belirtilebilir.

Fitoterapi yöntemleriyle, bu tür bedensel ve sinirsel güçsüzlük hali, dolaşım sistemini uyaran ve kan basıncını dengeleyen bitkilerin karışımı ile tedavi edilebilir. Kullanılacak olan bitkilerin, rahatsızlığı başlatan nedenlere göre seçilmesi gerekir. Eğer stres ve sinirsel güçsüzlük söz konusu ise, sinir sistemini güçlendirici (nervine tonika), yulaf, sarı kantaron, kediotu kökü, arslankuyruğu gibi bitkiler gereğine göre seçilip eşit oranda karıştırılabilir. Günde 3 bardak çay yeterlidir. Hiçbir belirgin nedene dayanmayan durumlarda ise, yüksek kan basıncına karşı kullanıldığı gibi, alçak kan basıncına karşı da kullanılabilen Alıç ve Ökseotu denenmelidir. Ayrıca, sindirim sistemini uyarıcı acı maddeler içeren şu bitkilerin denenmesi de yararlı olacaktır: Rezene, frenk kimyonu, eğir kökü, sarı kantaron, acı biber(paprika) vs.

Damar sertliği

(Arteriyoskleroz)

Damar duvarında bağdoku artışına ya da kalsiyum tuzlarının birikmesine bağlı olarak, bir atardamarın sertleşmesi anlamına gelir. Bu oluşum, kan akımının beden hücrelerine ulaşmasını engelleme eğilimi gösteren kireçlenmelerle başlar. Daha sonraları, kolesterol ve yağ da bu kireçlenmelerin üzerinde birikme eğilimi gösterir. Bu oluşum, atardamarların harabiyetini hızlandırır ve önemli sorunlara yol açabilecek rahatsızlıkları başlatır. Atheroma olarak adlandırılan bu birikintiler genellikle aort’da, kalbi ve beyni besleyen damarlarda oluşur. Arteriyoskleroz, batılı ülkelerdeki ölüm nedenlerinin en başta gelenlerinden biridir ve bu durum, doğrudan, yanlış bir yaşam biçiminin ürünüdür. Eğer yaşam biçimimizi zorunluluklara göre uyarlayabilirsek, beden sağlığımız için pek çok şey yapabiliriz. Bu konuda, beslenme, stres ve hareketsizlik kadar, sigara ve alkol kullanımı da önemli etkenlerdendir. Tedavi hakkındaki ayrıntılar, “Dolaşım sistemi hastalıklarına karşı önlemler” bölümünden alınabilir.

Ayrıca, bu rahatsızlığa karşı pek çok bitkiden de yararlanılabilir. Öncelikle ıhlamur, damar sertliğine karşı başarıyla kullanılabilir. Uzun süreli kullanımlar, kolesterol yığılmalarını önler ve oluşmuş olan yığılmaların temizlenmesinde organizmaya yardımcı olur. Aynı etki, sarmısak tüketimiyle de sağlanabilir. Ayrıca kullanılabilecek bitkiler, alıç, ökseotu, civanperçemi, genellikle damar sertliğine eşlik eden yüksek kan basıncına karşı da etkilidirler. Bu nedenle, yüksek kan basıncına karşı önerilen bitki karışımı, damar sertliğine karşı da kullanılabilir, ama Ihlamur oranının 3 ölçeğe çıkarılması yararlı olur.

Tromboz ve flebit

(Damar iltihabı)

Damar sertliğinde ayrıca, yığılmalardan bir parçanın veya bir kan pıhtısının sistemde dolaşmaya başlaması tehlikesi de söz konusudur. Her ikisi de bir damarın tıkanmasına yol açabilir ve tıkanan damarın kanla beslediği bölge oksijen alamamaya başlar. Trombozun tehlikelilik oranı, tıkanmanın bedenin hangi bölgesinde oluştuğuna bağlıdır. Önemli olmayabilir, ama ölümcül de olabilir. Kan pıhtılarının oluşumuna yol açabilecek bir ortamın gelişmemesi için, trombozun mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Damar sertliğine karşı önerilen önlemler uygulanmalı, sağlıklı bir kan dolaşımı sağlanmasında yardımcı olabilecek şifalı bitkilerden yararlanılmalıdır.

Bacak toplardamar duvarının iltihabının bilimsel adı flebittir. Lokal iltihaplanmalara ve ağrılara karşı bitkisel losyonlarla yapılan kompresler etkinlik açısından önde gelir. Dıştan yapılan bu tedavilerde kullanılabilecek bitkiler: Aynısafa, atkestenesi, alıç, lahana yaprağı.

Kullanım biçimlerini şifalı bitkiler bölümünde bulabilirsiniz. Ayrıca, eczanelerden temin edilebilen “Arnika pomadı” çok yararlıdır. Enzim preparatları, kan dolaşımını destekler, şişkinlikleri azaltır ve iltihabik tepkilerin sakinleşmesini sağlar.

-Sigara içilmemelidir. Nikotin, kanın akışkanlık özelliklerinde değişimlere yol açar.

-Her türlü sıcaklık zararlıdır. Bacakları güneşe göstermemek gerekir.

-Bacak bacak üstüne atılmamalıdır.

-Yürümek, koşmak, bisiklete binmek ve yüzmek yararlıdır.

-Sülük kullanmak rahatlatıcı olabilir. Bir uzmanın kontrolünde denenmelidir.

-Soğuk su bacak duşları rahatlatır. Sağ ayağın dışından kasığa doğru ve içten tekrar ayağa doğru inilir. Sol bacakta da aynı işlem uygulanır. İki bacağa ikişer kere, günde 2-3 kez uygulanır.

Varis (Varicosis)

Belirli bir bölgedeki toplardamarların düzensiz biçimde genişlemesi, uzaması ve kıvrımlar yapmasıyla oluşur. Hareketsizlik, fazla kilo, gebelik gibi nedenlerle bacaklardaki kan dolaşımının olumsuz etkilendiği durumlar veya bacak bacak üstüne atarak oturmak, varis oluşumunda önemli etkenlerdendir. Varis bedenin her bölümünde görülebilir ama, en çok bacaklarda oluşur. Çünkü kalp, bacak kaslarının pompalayıcı yardımı olmaksızın kanın tümünü bacaklardan geri çekemez. Bacak kasları ise, bu destekleyici görevi ancak kullanıldıklarında, zorlandıklarında yerine getirebilirler. Ölçülü olmak kaydıyla, hareketlilik gereklidir. Ayrıca, yerçekimi etkisine karşı koymak için, uzun süreli oturmalarda bacakları yükseğe kaldırmak gerekir.

Fitoterapi, bu hastalığın tedavisi için de yeterli olanaklar sunmaktadır, ama bitkilerin tedavi edici gücü, beden hareketleri ile de desteklenmelidir. Beslenmede taze sebze ve meyve ön planda tutulmalıdır. Kabızlıktan kaçınılmalıdır. Beslenme zincirine, B vitamini kompleksleri, C ve E vitaminleri eklenmelidir. Kullanılan şifalı bitkilerin, yüzeysel kan dolaşımını etkileyerek, bacaklardaki kan akımını desteklemelerine özen gösterilmelidir. Bu görev için kullanılabilecek bitkiler: Atkestanesi, alıç, zencefil, civanperçemi, acı biber(paprika). Ayaklarda ve bacaklarda ödem oluştuğunda, öncelikle hindiba ve civanperçemi çayı kullanılmalıdır. Aşağıdaki karışım, problemi çok yönlü olarak ele alabilir:

Atkestanesi 3 ölçek, alıç 3 ölçek, civanperçemi 2 ölçek, zencefil 1 ölçek.

Bu çaydan günde üç kere, aç karnına veya öğün aralarında birer bardak içilir.

Lenf Sistemi

Bedende bağışıklık, savunma ve lenf sıvısını taşıma işlevlerini yerine getiren sistemdir. İki temel yapısal bileşenden oluşur: Değişik çaplardaki lenf damarları ve lenf dokusu. Damar sistemi, dokular arası sıvıyı toplardamarlara iletir. İlk bakışta bu basit bir taşıma işi olarak görülebilir, ama gerçekte yaşamsal önemi olan bir işlevdir. Hücreler, dokular, organlar, kısaca bedenin tümü bu işlev sayesinde tüm zararlılardan arındırılır. Bu nedenle, tüm bedensel görevler, lenf sıvısının normal akışının sürmesine bağlıdır ve lenf sistemi tedavisinde, bedenin bir bütün olarak görülmesi gerekir. Sistemin ikinci önemli görevini ise lenf düğümleri(bezleri) üstlenir. Bu görev, yabancı mikroorganizmaların yok edilmesidir. Lenf bezi büyümesi (adenopati), lenf bezlerinin bulunduğu, boyunun iki yanında, koltuk altları civarında, göğüslerde ve kasıklarda görülür. Yoğurtotu ve aynısafa bitkileri, lenf sistemini temizleyici özelliklere sahiptir. Ayrıca, eczanelerde Echinacin tabletleri ve tentürleri satılan, Kuzey Amerika kökenli Echinacea angustifolia adlı bitki de lenf sistemi rahatsızlıklarında başarıyla kullanılabilir.

Lenf sistemi ile ilgili bir kuşku olduğunda bile, sistemi temizleyebilecek bir diyet uygulamak gerekir. Bu konudaki en başarılı ve önemli ilaç, taze meyvedir. Sisteme dinlenme süresi verebilmek için, belirli bir süreçte, aşağıdaki besin maddelerinin tüketimini en aza indirmek veya kesmek gerekir:

-Kırmızı et

-Yağlı ve kızartılmış gıdalar

-Peynir, tereyağı, kaymak, süt

-Sirke ve turşular

-Alkol

-Şeker ve şekerli gıdalar

-Gıda endüstrisinin kullandığı tüm yapay maddeler

Eğer bu besin maddelerinden kaçınırsak, bedenimize yardım etmiş oluruz. Ama bir olumlu adım daha atıp, doğru beslenme yoluyla onu temizleyebiliriz. Taze sebze ve meyve, tükettiğimiz besinlerin temelini oluşturmalıdır; hatta belirli bir süre boyunca yalnızca meyve ve tahıl ürünleri tüketilerek, çok yararlı bir beden temizliği gerçekleştirmek olasıdır. Bir süre sonra, beslenme programı giderek çeşitlendirilebilir. Aşağıdaki liste, çok doğru bir seçim olabilir:

-Taze meyve. Özellikle portakal, üzüm ve elma.

-Taze yeşil sebze.

-Beyaz et ve beyaz balık (eğer istek varsa)

Son Aranan Sayfalar:

Dini videolar

Kadın

Spor

Teknoloji

Şiirler

Sağlık

Pratik Bilgiler

İslam

Son Eklenenler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Sonucu Yazın:

Bilgiler © 2014 Frontier Theme