komşularımız
|
05 May 2010
Posted in
imrenler -
İmrenler
Köy içerisinde bir Köşk’ün bulunduğu (bu günkü hali ile Merhum İsmail Bardakçı’nın evinin bulunduğu mahal)antik bir yerleşim biriminin üzerinde kurulmuş muhtemelen Eşrefoğlu Beyi’nin yazlık köşkünün burada olduğu ismini de buradan aldığı tahmin edilmektedir. Kızılyer mevkisinin köy ile bitişik kısmında avlağı denen yerde vakıf tarlalarının doğu ve kıble kısmında duvar kalıntıları mevcut olup buraya hamam ve dağdan gelen sel sularının baraj şeklinde depolandığı bu suyun hem av amaçlı hem de sulama amaçlı kullanıldığı anlaşılmaktadır. Eşrefoğlu Beyi’nin zaman zaman avlanmak ve dinlenmek için Köşk köyüne geldiği köydeki köşkü bu amaçla yaptırdığı
anlaşılmaktadır. Vakıflar Genel müdürlüğünde bulunan 968/1560 tarihli belgede Köşk’ ün sınırları batıda Sıramkaya dan başlayarak Gölcükbaşı, Akyar, Monlapınarı, Himmet kuyusu,Ulucak, Topraklık, Çukuryar, Başbend, Köşkpınarı, Uşakpınarı ,Tekaütkuyusu,
Çakıllıbel,Pelitlik,Davutpınarı,veBayat mevkilerinden oluşmaktadır.
Osmanlı döneminde yapılan tasnife göre Köşk Köyü sipahizade köyleri içerisine dahil edilmiştir. Osmanlı dönemi Tahrir defterleri kayıtlarına göre :
| 980/1572 yılında ise köy 26 haneye düşmüştür. Bunun en büyük sebebi 1556 yılında çıkan veba ikincisi ise Kıbrıs sürgünüdür.1571 yılında Kıbrıs fethedildikten sonra tanzim edilen sürgün defterinde Köşkten 3 kişinin adı kayıtlıdır. Köşk de tarihi eser olarak Osmanlı dönemi ahşap camilerin en güzel örneklerinden biri olan ACEM NASUH PAŞA camii aynı adı taşıyan Acem Nasuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu caminin tamir ve bakımına harcanmak üzere bir hamam yaptırılarak camie vakfedilmiştir. Camie bunun dışında ilmen ve Başlamış köylerinde birer dönüm bağ vakfedilmiştir. Zikredilen bağlar 1530 yılında caminin imam ve hatibi olan Mevlana Süleyman tasarrufunda idi. Bunun dışında Kırelideki Kırbadem mezrası gelirinin bir kısmı yine Mevlana Süleyman’a verilmişti. Camiinin sanat ve mimari özellikleri 13,65X15,60 metre ebadında olup 1971 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce yaptırılan restorasyon çalışmalarında tüm duvarları yıkılarak aslına uygun olarak Selkiden getirilen kesme taş ile yeniden yapılmış olup damı çatılanarak çinko ile kaplanmıştır. Ahşap sütunları Eşrefoğlu Camii’nde olduğu gibi birbirinden farklı skalaktik düzenleri gösteren başlıkları vardır. Bunların en büyük ve gösterişli olanları mihraba yakın olanıdır. Ahşap mimarinin en güzel örneklerine sahiptir .Tarihi kayıtlarda Acem Nasuh Paşa Camii’nin dışında köyde birde mescit bulunduğu 992/1587 tarihinde caminin vakıfları arasında zikredilmektedir .Köşk Kasabası İmrenler .Selki, Burunsuz Kasabaları, Görünmez ve Yenice Köyleri ile komşudur. Tarihi kaynaklara göre komşu yerler arasında Kınık .Ebül-Vefa, Bayat Hüyüğü, Uşakpınarı sayılmakta ise de .buralar şu anda virane ve harap durumdadır. Kasaba Konya’ya 90 km Hüyük ilçesine 8 km Beyşehir İlçesine 28 km mesafededir. Bu yerlere bağlantı yolları asfalt yollardır |
| Kasabanın kuruluşu çok eskilere dayanmaktadır.Kasabada yaşayan nesiller hangi tarihde kurulduğu ve kimler tarafından kurulduğunu bilmemektedirler. Ancak Hititler, Bizanslılar, Selçuklular Osmanlılar(Eşrefoğulları)’nın bu bölgede yaşadığı kalıntı ve mevcut eserlerden anlaşılmaktadır. (hitit tapınağı, gayrimüslim mezarları,kasabadaki tarihi camiler vb. gibi) “Beyşehir .çukur Mahallesi Mescidi Vakfı” nı tanıtıken “ bu mescidin vakıflığını sultanın hükmüyle yürürlüktedir.Fatih zamanında mescidin idaresi şeyh Osman idaresinde idi.Şehir yanındaki SAKLU köyünün SELKİ olduğu söylenmektedir.Beyşehir ilçesinin yakınlarında saklu diye başka bir köy bulunmamaktadır. SAKLU kelimesinin SELKİ’ye çevrildiği tahmin edilmektedir. 1972 yılında belediyelik olmuştur. Hüyük ilçesine 12 km uzaklıkta ve ilçenin doğusundadır. Doğusu ve kuzeyindeki tepele 1986 yılında Beyşehir orman işletme Müdürlüğünün ağaçlandırma faaliyetleri sonucu çam ağaçları ile kaplıdır. Arazi bakımından çevreye göre çok geniş topraklara sahiptir. Güney ve Batı tarafları Beyşehir gölü, Köşk kasabası, İmrenler Kasabası, Akburun köyü ve Sadıkhacı kasabasına doğru ova şeklinde uzanır. Kasabanın 20-25 bin dölüm arazisi vardır. Bir kısmı taşlık ve tepelik arazilerdir. Verimli toprakları kasabanın güney ve batı kısmındadır. Son yıllarda da pancar üretimi yapmaktadır. Pancar üretimi Kasaba halkına ekonomik olarak büyük bir katkı yapmaktadır. Tarımda modern tarım araçlarından faydalanılmaktadır. Kreli sulama projesi gerçekleştiğinde halkın ekonomik durumunun yüzde yüz artacağı tahmin edilmektedir. Kasabamızda 2(iki) tane ilköğretim okulu ve bu okullarda yaklaşık 400 öğrenci ve 20 öğretmeni vardır. Beyşehir ilçesinde orta öğretim kurumlarında okuyan, belediye arabasıyla günü birlik gelip giden 55 öğrencisi vardır. 2000 nüfus sayımına göre kasabanın nüfusu 6500’dür. Kasaba Konya iline 75 km Beyşehir ilçesine 24 km’dir. Eski ipek yolu üzerinde kurulduğu için ulaşım yönünden tüm il ve ilçelere ulaşmada kolaylık vardır. |
Burunsuz Kasabası orta Toros dağlarının İç Anadolu'da kalan kuzey dış kısmında yer alır. Anadolu'daki çoğu yerleşim birimi gibi kasabamız da sırtını kuzeye vermiştir. Kuzeyinde Sultan Dağları güneyinde Beyşehir Gölü bulunmaktadır.Burunsuz kasabası Konya iline 90 km uzaklıkta, Beyşehir ilçesine 30 km uzaklıkta ve Hüyük ilçesine ise 7 km uzaklıkta bulunmaktadır. Burunsuz kasabasın güneyinde Köşk Kasabası, doğusunda İmrenler Kasabası, kuzeyinde Gökbudak köyü ve batısında Mutlu Kasabası vardı. Engebeli bir yapıya sahip olan yer şekilleri nedeniyle evler tepeler yapılmıştır. Köyün kuzey yamacında bulunan yaylarda ormanlık arazi ve tarım arazi vardır.Konyaya 90 Km uzaklıktaki kasabamız ilçeye 7 km dedir.
kasabanın kuzey ve doğu tarafları Sultan sıradağlarının bitiş noktasına kurulmuştur.
Güney ve batı istikametinde Beyşehir vadisi, Beyşehir gölü ve Torosların uzantısı olan Anamas dağları arka arkaya dizlidir. Konya içanadolu bölgesinde olmasına karşın kasabamız Akdeniz bölgesi içinde kalır.
İklim geçiş iklimi olduğundan Konyadan ve Akdenizden farlıdır.
Kasaba tarihi iyi bilinmemekle beraber 1600'lü yıllarda kurulduğu tahmin edilmektedir. 1574 Beyşehir vilayet haritasında Burunsuz yerleşim alanı olarak görenmemektedir.beldede yerleşimi Akseki Türkmen yörükleri ve Çiğil Yörüklerinin Şimdiki dedeçukuru meydanında hayvan otlatmak için gelerlerce oluşturulduğu söylenir.Cumhuriyetle beraber Köy statüsü alan kasaba 1998 yılında Belediye olarak faaliyetini sürdürmüştür.Kasaba halkının büyük kısmı gurbetçidir. Gurbetçilerin en yoğun bulunduğu yerse İstanbul Beyoğludur.
Çamlıca kasabası
ÇAMLICA KASABASI TARİHİ (KIRIKLI KÖYÜ )
Çamlıca Kasabası’nın tarihi hakkında resmi kayıtlarda doğrudan bir bilgibulunmamaktadır . Ancak kasabanın etrafında ve içinde bulunan tarihi kalın tılar ile asırlardır halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan ve günümüze kadar gelen rivayetler ve köyün yaşlılarının aktardığı bilgiler den yola çıktığımızda kasabanın tarihi geçmişi hakkında etraflıca bir bilgiye sahip oluyoruz. Bu bilgiler ile o dönemlerde bu çevrede yaşayan topluluklar , meydana gelen tarihi olaylar karşılaştırıldığında bilgilerimizin doğruluğu ortaya çıkıyor. Kasabanın tarihi ile ilgili en eski bilgiler romalılara dönemine kadar uzanmaktadır.Anadolu Türkler tarafından feth edilerek türk yurdu yapılmadan önceki dönemlerde Anadolunun Doğu Roma İmparatorluğu ( Bizans ) Hakimiyeti altında olması bu bilgilerimizi doğrulamaktadır. Kalıntılardan ve kasabanın batısındaki Höyüten anlaşıldığına göre Romalıların kısa dönem de olsa bu bölgede yaşadıkları ve burada bir medeniyet kurdukları çıkan tarihi taşlardan ve küplerden anlaşılmaktadır. İmar çalışmaları sırasında bu höyük koruma altına alınmış ve bu bölgesit alanı ilan edilmiştir. Halk arasında Rum köyü ve Ören arası gibi isimleri ile anılan bu bölgede hala ev , kuyu ve tarla kalıntılarına rastlamak mümkündür.Şu anda bu bölge yapılaşmaya kapalı durumdadır. 1071 de büyük selçuklu sultanı alpaslanın malazgirt meyden muharebesinde Bizans’ı yenmesiyle Anadolu’nun kapısı Türklere açılmış . Türk kitleleri büyük gruplar halinde Anadolu’ya girerek burayı Türk yurdu haline getirmişlerdir.İşte o dönemde Anadoluya giren Türk toplulukları bu koskoca yarımadayı neredeyse hiç savaş yapmadan ele geçirmişlerdir. Peki böyle büyük bir başarıyı çok kısa zamanda nasıl başardılar, diye bir soru aklımıza gelmektedir ki ; Bunun cevabı o dönemde yokluk ve sefalet içinde yaşayan , Bizans tarafından “ Self yarı köle olarak kabul edilen bu insanların gönüllerinin fethedilmesi ve gönüllü olarak İslamiyete girmeleridir. Bunu başaranlar ise Anadoluya gelen Türklerin en önünde ilerleyerek Hıristiyan halkın gönüllerini fetheden Horasan erenleri veya Alperenler adını verdiğimiz yüksek manevi şahsiyete sahip evliya derecesindeki kişilerdir. Rivayete göre işte bu Horasan Erenlerinden olan 3 kardeş o dönemde Höyük ve çevresine kadar ilerlemişler Bu kardeşlerden Kara Ali , bu gün Çamlıca’nın doğusunda yer alan “Karaali “ kasabasına yerleşmiş; diğer kardeşi Sağdık Hacı ise Höyük ilçesinin ilerisinde bulunan bugünkü “Sadıkhacı “kasabasına yerleşmiş, üçüncü kardeşi Kınık Ali ise kasabamız olan Çamlıca’ya yerleşmiştir. Bu üç şahsiyetin kardeş olmamaları ihtimali de vardır. Çünkü diğer iki şahsiyetin isimleri ile anılırken kasabamıza yerleşen Ali isimli şahsiyet Türk Milletini oluşturan 24 Oğuz sülalesi’nden , aynı zamanda Büyük Selçuklu Devletini de kuran “ Kınık” sülalesinin lakabını taşımaktadır. İşte “Kınık Ali “ isimli sahsiyetin kasabanın batısında bulunan rum köyününkarşısındaki bugünkü Çamlıca Kasabasının bulunduğu alana yerleşmesiyle burada birbiriyle karşılıklı 2 köy meydana gelmiştir. Büyük bir ihtimalle bu iki köy zaman içinde birleşerek tek bir yerleşim haline gelmiştir. Köy halkı köyün kurucusu olan Kınık Ali’yi unutmamış vefatından sonra köyün ortasında bulunan mezarını bir türbe haline getirmişlerdir Halkın “Tekke “ ismini verdiği bu türbe günümüzde de varlığını devam ettirmekte ve halk zaman zaman burayı ziyaret etmektedir. 1570 yılında Kıbrıs Adası fethedilince Kıbrıs ta Türk nüfusunu arttırmak için buradaki 2 köy halkı da Kıbrıs’a gönderilmiştir ve Kıbrıs ta Lefke çevresine yerleştirilmiştir. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Konya’daki bir konferansında “ Benim atalarım Kıbrıs’a Beyşehirli Kınık Ali’nin Köyünden gelmiş demesi bu bilgileri doğrular niteliktedir.
KASABANIN İSMİ NEREDEN GELMEKTEDİR
Çamlıca kasabasının daha önceki ismi “ Kırıklı “ dır. Burası yıllarca bu isimle anılmış ve hala özellikle yaşlılar tarafından aynı isimle tanınmaktadır. Kasabanın“ Kırıklı “ ismi hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan biricisi ve en mantıklısı ; Yukarıda bahsetteğimiz buraya ilk yerleşen ilk Türklerden saygın bir şahsiyet olan Kınık Ali nedeniyle Köye “ Kınık Ali Köyü” veya Kınıklı denilmiştir. Halk dilinde zamanla bu isim değişikliği uğrayarak “Kırıklı “ ismini almıştır. Zayıf bir ihtimal olmasına rağmen ikinci bir rivayet ise : Köyün ilk yerleşimbölgesi küçük bir derenin etrafındadır. Geriden burası bir göz şeklini andırdığı için buraya kısık ve ya “Kısıklı “ denilmiştir. Aynı şekilde bu isimde halk dilinde değişikliğe uğrayarak “Kırıklı “ ismiyle anılmaya başlamıştır. Yıllarca bu şekilde anılan kasabanın ismi 1937 yılında “ Çamlıca “ olarak resmen değiştirilmiş ve bu tarihten sonra kasaba bu isimle anılmaya başlamıştır.
selki kasabasi, camlica kasabasi, burunsuz kasabasi, kosk kasabasi
|
| < Prev | Next > |
|---|













